16 Haziran 2011 Perşembe

Sanat Kimin icin ?



Anadolu üzerinde çağlar boyu hüküm süren toplumların ardından, kadınlara, tanrıçalara tapınan, onların bol memeli heykellerini yapan, her daim kadın ve bereketi bütünleştiren, medeniyetine Batı’nın ve Doğu’nun imrenerek baktığı bu topraklarda bugün şehirlerden birine, hoş bir meydana dikilen kadın erkek heykelinin saçma sapan eleştirilere konu olması komik olduğu kadar da düşündürücü ve üzücü.

Kemer’de geçtiğimiz haftalarda bir parti ilçe başkanının bahsedeceğim heykelin açılışını yapmasının ardından diğer bir partinin ilçe başkanının “Kemer’in merkezine yapılan heykelin manası ve anlamı nedir? Neye hizmet ediyor? Ne amaçla yapıldı? Bundan sonraki heykelleri pozisyonu değiştirerek mi yapacaklar? Ben o heykele baktığım zaman utanıyorum. Öncelikle Türkiye’deki ve dünyadaki kadınlar böyle bir heykeli hak etmiyor. Bu heykel resmen kadın haklarına saldırıdır. Kadın haklarından başka her şeye sahip çıkan kadın derneklerine de buradan çağrıda bulunuyorum; bu konuyla ilgilensinler.” demesi bu ülkede sanatın ne için yapıldığını tekrar tekrar sorgulattı bana doğrusu. Sanat toplum için mi? Sanat sanat için mi? Sanat odun veya diğer bir deyişle yobaz için mi? Sorusu yankılanıp duruyor aklımda. Heykelin doğrusu şöyle olacaktı sanırım “uzun sakallı mor takkeli bir adam kolormatik güneş gözlüklü ve altında şalvar elinde kocaman tespih hemen arkasında 4 tane kara çarşaflı kadın ve küçük türbanlı bir kız çocuğu ve boynuna kadar düğmeleri iliklenmiş gömlek giyen bir oğlan çocuğu elinde yeşil bir bayrak üzerinde ne yazdığı belli olmayan” evet evet aynen böyle heykeller olması gerekiyor sanırım. Sanat estetiktir !! sanat kadın erkek vücudu da olur, şekli olmayan bir obje de, hatta az önce dalga geçtiğim ama şimdi düşününce öyle bir heykel bile kara mizahını vurur öyle dimağın nereye diksen. Fantazini kurarsın o heykele bakıp, hatta tahrik olursun çünkü yoksunsun bazı duygulardan görünce azıcık ucundan fışkırır içindeki bastırılmış duyguların. Ama bir sanat objesi için, hele ki kadını erkeği ve aralarındaki sevgiyi anlatan; “kadın haklarına saldırıdır” diyemeyiz bir kadının hakkını bugüne kadar temsil ettiğin güruh ne kadar savunmuştur ki? Ne kadar savunmuşsundur ki?… Dünyadaki, Türkiye’de ki kadınlar böyle bir heykeli haketmiyor diyemeyiz kendimize. Başkasının sanata bakışını nasıl bahane ederiz ki kalıplaşmış ideolojilerimize. Asıl bu kadar bastırılmış duygulara sahip kişiler olursak böyle heykeli, bırakın heykeli, sanatı, hiçbir insani hakkı haketmiyor oluruz demek isterdim özneleri değiştirip paragrafta..

Cuma namazı çıkışı heykel taşlanacakmış?!?

Üstüne basa basa söylüyorum, her yerinde Afrodit’in, Apollon’un, Kybele’nin rengarenk çırılçıplak heykellerinin olduğu bu topraklara gelip onların üstüne kendi kültürümüz dediğimiz yapıları inşa etmişiz.. Uyduruk alçı mermer tozu karışımı doksandokuz memeli tanrıça heykelini satarak geçimini kazanıyor bu ülkede bir şehir, her ne kadar müslüman olsa da kucağında İsa’sıyla Merye’min dandik polyester heykelini satarak geçiniyor, keza tahtadan atını. Yanisi bu topraklarda hüküm sürmüş medeniyetlerin suyunun suyundan yararlanıyoruz. 50 yıl sonrasını görün azıcık ta. Estetik diyebileceğiniz, sanat diyebileceğiniz yapılar inşa edin. Yapamıyorsanız yapanlara dil uzatmayın, onlara engel olmayın. Geleceğe bırakılan ne var ”din ahlak elden gidiyor” haykırışlarından sızan kurumuş salyadan başka. 50 yıl sonra sanat tarihi dersinde ne gösterilecek bu ülkenin gençlerine; “biz sanattan anlamayız, bizim sanatımız müstehcendi o yüzden size başka medeniyetlerin heykellerini gösteriyoruz” mu desinler? Kimin umrunda? Anlamıyorum öküz altında buzağı hayaliyle yanıp tutuşanları, pire için yorgan yakanları… Tanıyor musunuz bilmiyorum hatta onu da pek sevmiyorsunuz biliyorum ama bu ülkeyi Türkiye yapan, bu ülke yapan biri zamanında şöyle söylemişti “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir

Hiç yorum yok: