12 Ağustos 2011 Cuma

Alış veriş hastalıgı once mutluluk sonra sucluluk getiriyor


O poşetleri açtığınızda ‘Bunu mu almışım’ dediğiniz oluyor mu? Dolabınızın bir köşesinde etiketi sökülmemiş kaç kıyafetiniz var? Eğer tüm bunlar için ‘Bunlar beni anlatıyor’ diyorsanız, alışveriş bağımlısı olabilirsiniz. Pek çok ünlünün de şikayetçi olduğu bu bağımlılık kervanına ise son olarak sanatçı Aşkın Nur Yengi eklendi. Gazetelerde Yengi’nin alışveriş tutkusunun bir hastalığa dönüştüğü ve bu yüzden psikiyatristen destek aldığı iddia edildi. Haberde Yengi’nin, New York’un lüks mağazalarından bir kalemde 100 bin dolarlık alışveriş yaptığı ve bir psikiyatriste başvurarak bu alışkanlığından kurtarmaya çalıştığı öne sürüldü.


Uzmanlar tıp literatüründe ‘onyomani’ olarak tanımlanan alışveriş bağımlılığının tedavi edilmesi gereken ciddi bir bağımlılık türü olduğu konusunda hemfikir. Omyomani’nin ABD’de çok yaygın olarak görüldüğünü anlatan uzman klinik psikolog Serap Altekin, bu bağımlılığın çoğu zaman ihtiyaç dışı ve kontrolsüz bir şekilde para harcama, aşırı alışveriş yapma arzusu, sürekli para harcamayı, alışveriş etmeyi düşünmek şeklinde gözlemlediklerini belirtiyor.


PSİKİYATRİK DESTEK ŞART


Altekin bu hastalığın öfke, kızgınlık, üzüntü, korku, endişe gibi zor ve yoğun duygularla baş edebilmek için öğrenilmiş bir davranış olarak ortaya çıktığını söylüyor. Alışveriş hastalığının herkesin başına gelebileceğini anlatan Altekin şöyle devam ediyor: “Bir kısırdöngü söz konusu. Kişi kızgınlığını, üzüntüsünü ya da kaygısını azaltmak ya da unutmak için alışverişe yönelir. Alışveriş yaparak geçici olarak rahatlar, mutlu olur, güçlü hisseder. Ancak bunun hemen ardından, yoğun bir suçluluk, utanç ve pişmanlıkla birlikte tekrar sıkıntılı haline geri döner. Bu da kişiyi yeniden alışveriş davranışına yöneltir.”
Bu kısırdöngü zaman içinde kişinin aile ve sosyal hayatını sekteye uğrattığını ve maddi yıkımı da beraberinde getirdiğini belirten Altekin bağımlılığı bulunan kişilere ise şunları öneriyor: “Kişi duygularının ve düşüncelerinin farkına varıp neden alışveriş yaptığını anlamaya başladığında farklı davranış biçimleri geliştirebilir, özdenetimini artırmayı öğrenebilir. Bazen psikoterapi sürecine paralel olarak psikiyatrik bir destek gerekli olabilir.
Kredi kartı olmadan eksik hisseder


Alışveriş yapmayı seven biri olmakla alışveriş bağımlısı olmak arasında farklar olduğunu belirten uzman klinik psikolog Serap Altekin şunları söylüyor: “Alışveriş bağımlısı olan kişi sosyal yakınlarıyla ya da arkadaşlarıyla geçireceği vakit yerine alışveriş yapmayı tercih eder. Alışveriş bağımlılarının tüketimlerinde ihtiyaç ön planda değildir. Onlar için önemli olan esas şey ‘satın almak’ ve ‘sahip olmak’tır. Gizli gizli alışverişe çıkarlar, kredi kartlarının dökümlerini saklama eğilimi sergilerler. Bazen bu gizleme hali, borçları konusunda yalan söylemeye kadar varabilir. Var olan borçlarına rağmen, çevrelerinden borç alarak alışveriş yapmaya devam ederler. Hayatlarındaki insanlarla ve yakınlarıyla para ve harcamalar konusunda tartışmalar yaşarlar. Yanlarında kredi kartları olmadan kendilerini eksik hatta kaybolmuş gibi hissederler.”


Önce mutluluk sonra suçluluk
Psikiyatr Prof. Dr. Mansur Beyayürek alışveriş bağımlılığın tıpkı alkolizm ya da kumar alışkanlığı gibi, dürtü kontrol bozukluğu ve takıntı bozukluğu olarak tanımlanabilen bir problem olduğunu belirtiyor. Kadınlarda daha sık görülen alışveriş hastalığının ortalama başlama yaşının 17- 30 olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mansur Beyazyürek “Tedaviye gelen hastaların büyük bir çoğunluğu, alışveriş öncesi büyük bir arzu, mutluluk, kontrol edilemez bir istek duyarken sonrasında gerginlik ve yoğun bir suçluluk duygusu yaşıyor” diyor.
Kadınların genelde girdikleri mağazalarda ne alacaklarının farkında olmadıklarını anlatan Beyazyürek şöyle devam ediyor: “Alışveriş olayı kişiliklere göre farklılık gösterse de kadınların tercih ettikleri genelde elbise, kozmetik ve mücevher. Erkekler ise elektronik eşya ve araba alıyor. Erkeklerde görülen alışveriş bağımlılığının sebebi ise benlik değerlerinin düşük olmasından kaynaklanıyor



alıntı:psikoloji.com.tr

Hiç yorum yok: