25 Ağustos 2011 Perşembe

Çok Özledim…



Gecenin sessizliğinde bir çığlık atıyorum, gece kadar sessiz, bir tek sen duyarsın diye umuyorum. Bilmiyorsun, görmüyorsun ama çok özledim..



Bilmiyorsun… Çok Özledim…
Ne zaman aklıma düşsen demek isterdim ama uykumda bile hiç durmadan seni düşünüyorum. Seni unutacağım anlar için dua ediyorum. Film seyredemiyorum mesela, kitap okuyamıyorum, her şey sana dair, sana ait, yıkılıyorum.

Sen gittikten sonra sözsüz kaldı dilim, neredeyse hiç konuşmuyorum. Yüreğime söz geçirmeye çalışıyor aklım; onu da beceremiyorum. Bilmiyorsun… Çok özledim…

Hep elim telefona gidiyor, bir duysam sesini, nefesini dinlesem, ona da razıyım. Ölüm kadar sessiz evim, yüreğimin kavuran ateşine inat gibi, buz kesmiş dudaklarım.

Yokluğun kokuyor her yanım, yokluk kokar mı diyeceksin? Kokar; köhne, rutubetli, bakımsız bekar evi gibi kokar. Havalandırılmamışsa yürek, sigara gibi kahır çekmişse içine kokar.

Aslında gözlerinin içine baka baka, haykırarak söylemek isterdim ama gelmeyişinin akla yatkın olmayan sebeplerine kandığımdan susuyorum. Oysa bilmiyorsun, çok özledim…

Dilimin ucunda duruyor gibisin, burnumun direğinde, avucumun içinde, elimin tersinde, aklımın köşesinde, yüreğimin karanlık yerinde, ruhumun derinliğinde, oralarda bir yerlerdesin. Kim arasa yok diyorum ama biliyorum, gecemsin, gündüzümdesin.

Sana yüz çevirmek de vardı elbet, elim kolum bağlı olmasaydı sevdayla. Nefes alırken zor geliyorsa hayat; yokluğundan, bilmelisin. Ayrıca bilmelisin ki; çok özledim…