25 Ağustos 2011 Perşembe

Sebep Sendin!


Hangi yükseltiye uzatıyorsam elimi dağ sanıp, yaslanınca düşüyorum; hiçbiri sen değil! Çapıyorum kendime rüzgarda kapılar gibi ve her yüzleşme daha da acıtıyor içimi.



Sebep Sendin!
Bunu hak etmediğimi düşünüyorum; peki neyi hak ettim? Aslında hepsi seninle başladı biliyorsun. Sen çektin ipin ucunu, düğüm düğüm geldi arkası. Seni severek başlamak aşka, ne kötüymüş.

Razı olabilmek sınırında kalmalı yürek, kabul edebilir halde olmalı. Çok bilince, çok görünce, çok öğrenince işe yarayacak sandıklarımız maalesef palavraymış…

Bildiklerimizle sevmiyoruz kimseyi; tam tersi bilmediğimiz kadar sevebilmek yazılmış içimize. Ne kadar biliyorsak, o kadar kaçıyoruz sevgiden. Sen benim bilmeme sebeptin!

Şimdi bomboş bir yürekte, bomboş bir odada yaşıyorsam, hesabı senden başka kime kesebilirim? Koca bir yokluğun izlerini taşıyor gözlerim, ben artık kimi sevebilirim?

Sen bana hak mıydın, haksızlık mı; hala karar veremedim! Bir çizgisi olmalıydı hayatın, denize koyulan dubalar gibi, birisi “burada öteye geçmeyin boğulursunuz” demeliydi. Kimse ses etmedi!

Çok canım acıyor, bilemezsin. Bilemezsin çünkü senin hasretlerinin yanında bir okyanustur benimki! Sen, kendi gecelerinden sorumlusun, ben hepimizinkinden… Sen beni tüketirken, ben kim bilir….

Sebebi sendin bütün olanların. Büyük bir suçun ilk sıradan şüphelisisin. Öyle ya, bunca dersi seninle öğrendim. Sen olmasaydın ne olurdu, hiç düşündün mü?

Mesela ben, daha mutlu bir kadın olurdum. Bu kadar siyah olduğunu bilmeden yaşamda, pembelerimle mesut yaşardım. Karaya bulaşacaksa ellerim mutlaka, kendi yolumu kimse olmadan da bulurdum.

Sebebi sensin bütün acılarımın çünkü ipi çektin. Ardından dökülmeye başladı evrenin o koca koca yükleri üstüme. Belki kimse senden daha fazla acıtmadı ama hep uğraşacak bir dert verdi. Ayrıca kimse senin kadar can yakmadı diyorsam, sanma onlar yeteneksizdi; sadece hiçbiri senin kadar sevilmedi!