14 Ekim 2011 Cuma

Portakal’ için üç film çekişiyor


Kerem Akça, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ödül töreni öncesi oluşan havayı değerlendirdi
..8-14 Ekim 2011 tarihleri arasında düzenlenen 48. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarın tamamına eriyor. Gece 21’de Cam Piramit’te düzenlenecek ödül töreninde ise “Geriye Kalan”, “Nar” ile “Can”ın çekişmesi yaşanacak gibi. Ana dallardaki ödüller genelde bunlar arasında paylaşılacak gibi gözükürken, kazananı detaylar belirleyecek. Erkek oyuncu kategorisinde ise bu senenin zayıf erkek karakter tiplemelerinden güç alan Erdal Beşikçioğlu ‘Behzat Ç.’ rolüyle iddialı. Bu ödüllerden sinemamıza dair nasıl bir sonuç çıkacağını da festival sonrası değerlendireceğiz.

Her festivalde o etkinliği özgü nadide kıstaslarla dağıtılan ödüllere tanıklık ederiz. Bunların en önemlileri film kalitesinin düzeyi ve seçilen jüri üyelerinin bakış açısıdır. Bu doğrultuda da genelde ‘en çok beğenilen filmler’e ödüllerin bölüştürüldüğü rastlanan en olağan durum. Yani ‘en iyi film’den ziyade ‘en usturuplu birkaç film’ ödüllendirilir belli zamanlarda. Bu sene buna eklenen eğilim de ‘kadın hakları’, ‘kadın öyküleri’ ve ‘feminist algılar’ üzerinden oluşan bir ideoloji aranması olacak kanımca.

Üç ana ödülün sahibi belli

Zira festivale hakim olan ‘…Ve Kadın Dünyaya Dokundu’ önsözlü temasal bütünlük bu durumu gerektiriyor. Kadınlardan oluşan ana jüri de bunu göz önünde bulunduracaktır. Yarışmada her zaman ‘kadın filmi’ olarak anılan melodram alanından prodüksiyon kalitesi yüksek “Can”ın ve “Geriye Kalan” gibi sanat filmlerindeki kadın yönetmenlerin algılarını yansıtan bir eserin bulunması ise durumu kolaylaştırıyor.

Ayrıca son gün görücüye çıkan “Nar”ın bunların arasına Ümit Ünal’ın kadın duyarlılığı üzerinden yürüyen özgün kesişen hayatlar hikayesi işleviyle girmesi bekleniyor. Kanımca da bu üç film jürinin gözünde az farkla ayrılıp bir yarış-ödül-rekabet stratejisine malzeme olacaklar. Bu görüş doğrultusunda ‘en iyi film’, ‘jüri özel ödülü’ ve ‘ilk film’ ödülleri bunlar arasında paylaştırılacak. Bu bağlamda esas merak konusu olan ‘kadın yönetmen ürünü’ “Geriye Kalan”ın ilişkiler açısından derinlikli metinleriyle ‘ilk film’ ödülüyle kalıp kalmayacağı meselesi.

Sürpriz olursa “Yürüyüş” ve “Zenne”den beklenmeli

Zira bunların arasında tek ilk film olan Çiğdem Vitrinel imzalı eser ister istemez oraya yönelmiş durumda. Bu durum da yönetmenin ‘en iyi yönetmen’ kategorisinde öne çıkıp ‘senaryo’ ödülünü Ümit Ünal’ın “Nar”daki zeki yaklaşımına bırakması gibi bir ‘paylaşım’la sonuçlanmasına yol açabilir. Ancak “Geriye Kalan”, ‘en iyi film’ ödülüne uzanırsa da şaşırmamak lazım.

Dziga Vertov’un Sine-Göz adı altında belgesel alanına yaklaşımının Türk ayağı “Ön Görüye Ağıt”, tek mekanda distopik bir deneme sunan “Canavarlar Sofrası”, deneysel “Hicaz”, sadece mesele diyen “Fedakar” gibileri ise bu noktada en geride kalan eserler gibi. Sürpriz beklenirse “Güzel Günler Göreceğiz” ve “Lüks Otel”in kesişen hayat portreleri sunarkenki metinsel açılımlarından beklenebilir. Ya da “Zenne” ile “Yürüyüş”ün ‘ilk film’ kapsamında yaptıklarından…

Yardımcı oyuncu dalları çekişmeli

Bu doğrultuda da “Güzel Günler Göreceğiz”in yardımcı erkek ve yardımcı kadın kategorilerine soktuğu Uğur Polat ve Nesrin Cavadzade isimleri öne çıkıyor gibi. Bunları yardımcı dallarda “Geriye Kalan”daki ‘keskin kadın’ portrelemesiyle Devin Özgür Çınar’ın, “Nar”dan Erdem Akakçe ile İrem Altuğ’un veya “Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm”ün katilimsi absürt portrelemesiyle Hakan Boyav’ın rekabetinin tehdit etmesi keskin gibi.

Kanımca yardımcı erkek oyuncu dalında “Hangi Film”den Hakan Duran Zach Galifianakis’e yakın mizahi kimliğiyle en başarılı isim. Onu ise Hakan Boyav burun farkıyla takip ediyor. Yardımcı kadın oyuncuda da filminin üzerine geçen karaktersel değişimiyle Nesrin Cavadzade favori gözüküyor.

Erkek ve kadın oyuncu ödülleri net gibi

Bu dallardaki çekişme yarınki ödül töreninin en dikkat çekici noktası olacak gibi gözüküyor gözükmesine. Buna bağlanabilecek konu ise ‘erkek oyuncu’ ve ‘kadın oyuncu’ konusundaki netlik. Bu sene erkek oyuncu dalında bir hakimiyet görülmezken “Yürüyüş”ten Selamo’nun samimi ve festivalin bu yılki kimliğine uygun portresinin Erdal Beşikçioğlu’nun ‘Behzat Ç.’sini yıkıp yıkamayacağı gibi ufak bir detay soru var.

Kadın oyunculara baktığımızda ise “Geriye Kalan”dan Şebnem Hassanisoughi, o kategoride yarışma ihtimali olan Devin Özgür Çınar ile “Can”dan Selen Uçer’in dolu dolu ve fazlasıyla feminist güçleri öne çıkıyor. Her üçü de ödül alırsa şaşırmamak lazım. Zira jürinin sevdiğini düşündüğüm üç filmin yükselmesinde bu karakterlerin derinliğinin rolü büyük.

Son kalemde benim yarışmada en dikkatimi çeken eserlerin “Nar”, “Ön Görüye Ağıt” ve “Geriye Kalan” olduğunu, ancak jürininkilerin “Nar”, “Can” ve “Geriye Kalan” olma ihtimalinin yükseklerde seyrettiğini bir kez daha ekleyeyim. Ödül tablosu da bu doğrultuda çıkıp teknik dalların selametini belirleyecektir kanımca. Zira böylesi festival jürilerinde ‘kurgusu iyi’ diye ‘uzman görüşü’ne odaklı ödüller çok çıkmaz.


Alıntı:Haber Türk

Hiç yorum yok: