19 Aralık 2011 Pazartesi

Lise diplomasını şöhret olunca almış


Düzenlediği yarışmada Best Model seçildikten sonra ünlenen Kıvanç Tatlıtuğ'la mahkemelik olan Erkan Özerman: “Kıvanç'a verdiğim emeği anası vermedi"

Yıl 1949... Bir eylül günü... O güne kadar el bebek gül bebek yetiştirilmiş olan 11 yaşındaki Erkan, ortaokula başlıyor. Saint Benoit’ya gitmek için ilk kez tek başına evden çıkıp Karaköy’de bir sokağa dalıyor. O sokak, malum sokak! Ona seslenen çıplak Maria’nın durduğu kapının üzerinde ‘genelev’ yazıyor. Akşam; paşa babalar, paşa dedeler hep birlikte yemeğe oturuluyor. Erkan’a ilk gününü soruyorlar. Ağzından tek bir soru çıkıyor: “Genelev ne demek?” Allah’tan kısa bir süre sonra Galatasaray Lisesi’ne geçiş yapıyor ve 15 gün içinde hayatın bütün gerçeklerini orada öğreniyor.

Özerman müthiş biri! Sadrazam Pepe Mehmet Paşa’nın torunu. Paşa Kıbrıs’ta valiyken Lefkoşa’ya bir cami ve çarşı yaptırıp, “Bunlar afvadıma miras olsun” diyor. Cami, ailenin en büyük torunu Erkan Özerman’a miras kalıyor. Yaşadıklarını anlatmaya gazete sayfaları yetmez. İyisi mi, biz geçelim söyleşimize...

‘ANASI BENİM KADAR EMEK VERMEDİ’

Sihirli değneğiniz varmış gibi kime dokunsanız ünlü oluyor. Olayları allayıp pullayan bir yazar mısınız, yoksa özel bir insan mısınız?

Ne yazarım ne de özel bir insan. Önyargılı değilim ve olaylara endoğru yerden bakmaya çalışıyorum.

Sayenizde ünlenen isimlerden Kıvanç Tatlıtuğ’la bitmek bilmeyen sorunlarınız var...

3’üncü mahkeme lehime sonuçlandı, sonuncusu da yakında biter. Bu olaylara üzülüyorum çünkü sonuçta o bir Best Model. Son dizisi tutmadı, ar tık reyting pastasından yüzde 10’luk dilimi bile alamıyor. Aylardır öyle yanlış haberler çıktı ki... Diziyi kurtaracaklarını sandılar ama bu promosyon onu yıprattı.

Üzülüyor musunuz Kıvanç için?

Şöhretini kaybederse üzülürüm. Anası babası ona verdiğim emeği vermedi. Bugün sırtımdan milyonlar kazananlar, bir anda her şeyi unutur.

Kıvanç ''Beni köle gibi kullandı'' demiş...

Monte Carlo'da Ajda'ya(Pekkan) sordular ''Özerman'la çalışmaktan mutlu musunuz?'' diye. ''Köle Isaura olmayı kabul edersen mutlu olursun'' dedi. Çok disiplinli bir sistemle çalışırım. Kullanıp, sırtından para mı kazandım ki bu sözü söylüyor? ''Hakkımı helal etmiyorum'' desem cenazeleri kalkamaz.

Kıvanç, ''Christian Dior'dan 100 bin dolar alacağım var. Bunu ya Fransa'daki mankenlik şirketi çaldı ya da Özerman aldı'' diyor. Nedir işin aslı? Dior'un yüzü oldu mu Kıvanç?

Yok canım! Fransız mahkemesi bunun gerçek olmadığını ispat eden tüm resmi evrakları İstanbul'a gönderdi.

Peki siz o işi neden kaçırdınız?

Olivier Bertrand, ''Şuan daki promosyonum Dior'un parfümü. Getir şu çocuğu oynatalım'' dedi. Yola çıkacağımız gün Kıvanç'ın pasaportunu istedim. Bir de ne göreyim; pasaport annesine ait! Üzerinde de Kıvanç'ın 6-7 yaşındaki bir fotoğrafı var. Onunla seyahat edebileceğini sanacak kadar hiçbir şeyden haberi olmayan bir genç adam...

Annesi de mi sizinle gelecekti? Ne güzel, oğlunu yalnız bırakmamış...

Dalga mı geçiyorsun İzzet? Kıvanç çocukken astım olmuş. Yurtdışına tedaviye gitmek için annesiyle ortak pasaport çıkarılmış. Pasaportta ikisinin fotoğrafı var. ''Oğlum delirdin mi, bu 15 yıl öncesinin pasaportu'' dedim.

Şaka!!!

Keşke şaka olsa! Daha pasaportu bilmiyor düşünebiliyor musun? Araya bayram girdi, 10 gün sonra yeni pasaport çıkardık ama bu arada iş başkaşına gitmiş. İddia edilen 100 bin dolarlık reklam hikayesi de başlamadan bitmiş bir şey!

Özerman, Kıvanç Tatlıtuğ'un Paris'teki yaşama ayak uyduramadığını söylüyor ve ekiyor: ''Lüks restoranlardaki yemeklerden hiç zevk almıyordu. Havyarı, zeytin ezmesi sanıyordu.''

Kıvanç'la neden mahkemeliksiniz?

Ona kefil oldum. Kontratına uymadı. Türkiye'ye döndü ve beni orada bıraktı. Dava bu yüzden açıldı. Süren bir dava için konuşmam doğru olmaz. Benim kan davam da yok. Neden bana durup durup Kıvanç'ı soruyorsunuz. Neden ona sormuyorsunuz?

Çok mu kızgınsınız Kıvanç'a? Elinize bir fırsat geçse onu yıkar mısınız?

Hayır, insan yarattığı bir değerin yok olmasını ister mi? Gerçi yaratmak tanrıya mahsus! İnsan yetiştirdiği bir çiçeğin bir ağacın bile yok olmasını istemez.

Kıvanç uyum sağlayabilmiş miydi Paris'e?

Hamburger ve Coca Cola'yla mutlu olan insan benim götürdüğüm yerlerde mutlu olamıyor. Paris'teki en görkemli restoranlarda yemek yiyorduk. Hiçbirinden zevk almayan genç bir adama ne yapabilirsin ki? Bunlar kişi başına 500-600 lira hesap ödenen yerler.

'CATHERINE DENEUVE'Ü TANIMADI'

E siz de hamburger yeseydiniz onunla...

Ben her şeyi yerim de, Kıvanç'ın böyle topluluklarda bulunması gerekiyordu. Havyar ve şampanya verdiğin zaman, ''Yaa bana zeytin ezmesi getirmişler ama bu bozulmuş, kokuyor'' diyen insanla nereye varırsın o alemde? Havyar getiriyorlar, böyle diyor.

Kıvanç'ın bir de Catherine Deneuve'le karşılaşma hikayesi varmış...

Dalida'nın kardeşi Orlando'yla yemekteyiz. Orlanda Kıvanç'a ''Bak yan masaya kim geldi?'' dedi. Baktık Catherine Deneuve. Bizim ki, ''Tanımıyorum kim o'' demez mi? Herkes gülüştü tabii, dalga geçiyorlar.

Sonra kızdınız mı Kıvanç'a ?

Yalnız kalınca ''evladım madem tanımıyorsun bari belli etme'' dedim. ''Nereden tanıyayım baba? Anam yaşında kadın, ne iş yapıyor?'' dedi. Sonradan Scherrer'in defilesi için Fransa'dan Kıvanç'ın yerine Tolga Sayışman'ı istediler. Yine Orlando ve arkadaşlarıyla birlikte yemeğe gittik. Onunla da dalga geçmek istediler. Orlando, ''Sizin sefaretin yanında bir yazarın evi var '' dedi. ''Biliyorum Honore de Balza '' dedi Tolga. Kültür okuldan alınır, görgü evden. Kıvanç'ı Paris'te bir üniversiteye yazdırmak istedim. Orada otursun, okusun istiyordum. Türkiye'de harcanıyordu. Her an 'para, para' diye tutturan bir aile vardı başında.

Bütün bunları Kıvanç'a kızgınlığınızdan söylemiyorsunuz değil mi?

Kızgın bir adam hali mi var bende?

'AMACI ASKERE GİTMEMEK'

Yok da yani, ne bileyim...

O zaman dinle. Paris'e gideceğiz ''Baba yalan söyledim, benim lise diplomam yok'' dedi.

Çalışma izni gerekmiyor mu ?

Gerekiyor. Konsolosluğa gittik, çalışma iznini aldık, Türkiye'de askerliğini tecil ettirdik. Bu olayları Paris'Teki avukat Erdoğan Sezgin'in yardımıyla yaptık. Mahkeme geldi ve bütün bu olayları anlattı. O yüzden geçtiğimiz davayı kazandık.

Paris'e gittiğinde lise diploması yoksa, sonra nasıl diploma aldı?

Nereden bileyim ben.

Ama imalı söylüyorsunuz...

Şöhret olduktan sonra adam neden diploma alır? Askere gitmemek için. Şimdi üniversiteye yazıldı, 5 sene askere gitmeyecek.

Galiba sizin ahınız tuttu, Kıvanç bu bedelliden yararlanamadı.

Azra'nın ahı tutmuştur. 3. kez geri geldi ama yine uğurlu gelmedi çocuğa! Olmuyor işte! Yazık, çocuğun hayatını yine allak bullak etti.

'Azra Kıvanç'ı cinsel konuda bile lekeledi'

Kıvanç Paris'teyken Azra Akın yanında mıydı?

Tabii. Zaten çocuğun başındaki en büyük bela da oydu. Çocuğu cinsel konuda bile etkiledi.

''Cinsel konuda lekeledi'' derken? Nasıl oldu?

Bunu konuşmam. Çünkü mahkemem sürüyor. Bu kızın, KıvançA Paris'te verdiği zarardan herkes illallah dedi. Azra her gün yarım saat ağlayan bir kadın; ''Buraya gel, beni kiminle aldatıyorsun'' diye...

Kıskanç biri mi Azra Akın?

Hem de nasıl. Azra yüzünden, adamlar Kıvanç işe gelmiyor diye mahkemeye şikayet dilekçesi bile verdi. Birinden 3-4 kere ayrılıp sonra tekrar barışmak nedir zaten? Bu kızın adı çıkmış uğursuza, hangi diziye girse batıyor o dizi...

Kıvanç'tan çok Azra'ya kızgın gibisiniz.

Azra, kendisiyle çalışmadığım için bana kinlendi. En az 10 şahit var, ''Beni de al, beni de al'' dediğine. Başkasıyla kontratı olan biriyle nasıl çalışayım? En azından ajansı Kıvanç için kontrat konusunda bana telefon açıp sormalıydı. Benim insanları affedeceğim düşüncesine kapılıp, her türlü yanlışı çekinmeden yapıyorlar. Bir de akıllarınca güzel bir cümle söylüyorlar. '' Onda peygamber sabrı var'' diyorlar.

Neden onunla çalışmadınız peki? Kendisi 'Dünya Güzeli' olmuş bir kadın sonuçta.

Fazla konuşturma beni İzzet, nasıl Dünya Güzeli seçildiğini biliyorum. Neden ve niçinlerini de çok iyi biliyorum. Zamanı gelince onu da izah ederiz. Hesaplaşırsam yüz yüze hesaplaşırım.

En heyecanlı yerinde kesiyoruz ama...

Anlatamam. Öncelikle Türkiye'den bir Dünya Güzeli çıkmış, bu bizim için güzel bir reklamdır. İnsan bildiklerini zaman içinde gerekirse değerlendirir.



Alıntı:Posta

Hiç yorum yok: