16 Ocak 2012 Pazartesi

'Bazen çok komiğim bazen de çok suratsız'


Ünlü oyuncu Melek Baykal, Star Tv'de sabah programı sunmaya başladı. Stüdyoda buluştuk, burayı evi gibi hissetmek için aile fotoğraflarıyla birlikte köpeği Topik'in de fotoğraflarını getirmiş...


Bu kez ekranda gerçek Melek Baykal’ı göreceğimizi söylüyor. Sunuculuk yaptığı süre içinde oyunculuğunu özleyeceğiz, çünkü dizi, tiyatro işlerini paydos etmiş. Hatta tek bir işe yani sunuculuğa konsantre olmak için aşkı bile paydos etmiş...

Yeni bir alan, endişeli misiniz? Ne de olsa bir risk alıyorsunuz?

İnşallah çıktığımız yol doğru bir yoldur, Türk izleyicisine mahçup olmayız. İyi bir iş yapacağız diye umut ediyorum. Şu anda ben mesleki kariyer değiştiriyorum. Bu gerçekten çok riskli bir durum.

Sunuculuk hayallerinizde, planlarınızda olan bir şey miydi?

Beni ikna etmeleri gerçekten çok zor oldu. Çünkü 1975’te Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü bitirdim. O tarihten bu tarihe Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatroları olmak üzere, Shakespeare’inden Goldoni’sine sayısız oyun oynadım. Onun için hiç aklımda sabah programı yapmak gibi bir şey yoktu.

Nasıl ikna ettiler sizi?

Son derece iyi işlere imza atmış bir yapımcı olan Hülya Sepken benim de dostumdur. Meğer beni kafasına takmış. 4.5 sene boyunca bana; “Melek sen bir kadın programı yapmalısın, sende ben o enerjiyi görüyorum” diyordu. Ben de hep ona, “Aman Hülyacığım bu benim işim değil, herkes işini yapsın. O işi yapan insanlar belli. Çok da güzel yapıyorlar” diyordum. Hiç düşünmedim böyle bir şey. Ama giderek ısrarları o kadar yoğunlaştı ki; ben de artık, “Dur bakalım, inşallah”, “Hayırlıysa olur” demeye başladım. Ama sonra gittim dizi, tiyatro yaptım. “Gene mi?” diyordu bana, sonunda “Sen istediğin kadar kaç, bir gün bana yakalanacaksın” dedi. “Ben oyuncuyum, bunu yapamam, ışıkta yakalanan tavşanlar gibi kalabilirim, ben kaçayım” derken kaçamadım.

‘Bu proje sürerken oyunculuk yapmam’

Peki dizi, tiyatro, oyunculuk?

Şu anda olmayacak. Çünkü ben hayatım boyunca buna çok dikkat ettim. Bir iş yaparken ikinci bir işi yapmadım. Bir oyuncunun konsantrasyonunu bölmemesi gerekiyor. Şimdi bu işe odaklandım ve bunu en iyi şekilde yapmak istiyorum. Bu projeye imza attıktan sonra dünya güzeli dizi teklifleri geldi, “Hayır” dedim. Çok güzel para da kazanacaktım. Dolayısıyla bu program ne kadar tutarsa ve kaç yıl devam ederse ben o sürede oyunculuk yapmayacağım, sadece bu işi yapacağım.

Çok uzun yıllar sürse bile mi?

Evet, bunu çok net biliyorum.

Sunuculuk yaparken oyunculuğunuzu kullanacak mısınız?

Gerektiği yerde kullanacağım.

Sunucuyu mu oynayacaksınız, sunuculuk mu yapacaksınız?

Sunucuyu oynamayacağım, ben burada Melek Baykal olarak varım. Gerçekten mizah gerektirecek bir noktamız olursa orada mizah yönümü, komedyen yönümü kullanırım. Olmazsa kullanmam. Durup dururken “Ben burada oyunculuk yapayım” demem, gerekiyorsa yaparım.

Rakibiniz kim?

Rakibim yok, benim rakibim sadece Melek Baykal’dır. Ben de kimsenin rakibi değilim. Hiç öyle iddialı değilim bu konuda. Yıllardır bu sektörde kadın kuşakları birçok değerli isme emanet edilmiştir. Onlar da bunu yıllardır fevkalade götürmüşlerdir.

İzleyici ilk defa gerçek Melek Baykal’ı görecek. Nasıldır gerçek Melek Baykal?

Gerçek Melek Baykal’ın bir ev hali var. Ben evde son derece rahat bir kadınım. İnsan ilişkilerini, dostlarımla, ailemle birlikte olmayı çok seviyorum. Vaktim olduğu nisbette de onlarla boş zamanlarımı değerlendiririm. Yalnız yaşamayı sevmiyorum. Çok nadir olarak bazen hakikaten tek başıma kalmak istiyorum. Ama bu çok nadir oluyor hayatımda. Ben güzel olan her şeyi sevdiklerimle, çevremle paylaşmayı severim. Onun için bu stüdyoda da beni öyle görecekler. Benim seyircinin bilmediği biraz uçuk kaçık bir tarafım da vardır. Bu tarafımı da görecekler. Aslında seyirci beni hep çok usturuplu bilir. Öyleyimdir ama sırası geldiği zaman korkunç çizgimi çekerim, yaklaştırmam.

Sizi tanıyanlar ‘melek gibidir’ diyor...

Öyle derler ama bazen de şeytan gibiyim!

Stüdyoda bu halinizi de görecek miyiz?

Hayır, o halim gerektiği yerde oluyor. O sırada zırhlarımı giyiniyorum, bıçaklarımı kuşanıyorum. Ben evdeki rahat halimle ekranda olacağım. Yemek de yapacağım...

İyi yemek yapar mısınız?

Yaparım, çok da severim. Senelerdir bir yardımcım var ama vaktim olduğu zaman mutfağa girerim, özellikle yakınlarıma, aileme, dostlarıma kendim yemek yapmak isterim. Burada da sohbetten fırsat bulduğum anda mutfağa koşacağım ve ustamız Ferhat’ın burnundan getireceğim. Hatta mizah yönüm orada ortaya çıkacak.

Komik misinizdir?

Bazen çok komiğimdir, bazen de çok suratsızımdır. Aslan Burcu öyledir ya, iki ucu yaşar hep. Arası yoktur.

Ne suratınızı astırır?

Benim sağım solum hiç belli olmaz. Hiç ummadığım bir şey de suratımı astırabilir, ama en güzel tarafım kinci olmamam. Uzatmam yani. Aslan Burcu bir şeye sinirlenirse burayı tarumar edebilir, yakar, yıkar; feci bir hale getirir. Ama gelin şöyle bir kolunu okşayın, her şeyi unutur. Ben öyleyim.

Ne mutlu eder sizi?

Ay şöyle bir evim olsun, şöyle de bir teknem olsun, öyle de bir arabam olsun benim için mutluluk kaynağı değil. Benim mutluluğum insanlar, daha doğrusu evrendeki canlılar. Onlar mutlu oluyorsa ben de mutlu oluyorum. Köpeğimin kuyruk salladığını görüyorsam mutlu oluyorum mesela. Benim için mutluluk bu.

Çok dostunuz var mı?

Evet, ama burcumun özelliği, Aslan’ım, yükselenim de Aslan. Aslan Burcu dostluk burcudur. Hiçbir şekilde dostunu satmaz. Aslan Burcu’na arkanızı çok rahat dönebilirsiniz. Anaçtır, bu duygumdan nefret ediyorum!

Çağla Şıkel’le dostluğunuz biliniyor...

Evet, sanıyorum bu projede de Tülin Şahin’le öyle olacağız. Çünkü elektriğimiz çok iyi tuttu.

Programda diğer sabah programlarından farklı neler olacak?

Her rengimiz var. Birçok sabah kuşağı programı sadece ünlü konuğa dayalı. Bizde 3 saatlik süreçte konuk da olacak ama Prof. Dr. Osman Müftüoğlu ile her gün sağlık sorunlarını konuşacağız, Gülen Turan hobi köşesinde çok güzel şeyler yapacak, Tülin Şahin güzellik ve moda sırları verecek, kadınımızın ufak değişimler yaparak kendinden memnun hale nasıl geleceğini paylaşacak. Mutfakta Ferhat’ımız var, çok becerikli ama ben onunla her fırsatta “Ben senden daha iyi ustayım” diye uğraşacağım.

‘Botoks yaptırmam ben oyuncuyum’

Sunuculuk için kendinizi nasıl hazırladınız, rejime girdiniz mi, cildinize bakım yaptırdınız mı?

Hiçbir şey yapmadım. Ne cilt bakımına gittim, ne kendime botoks yaptırayım dedim. Botoks yaptırmam zaten. Çünkü ben oyuncuyum. Ben devamlı aynı ifadeyle bakan bir kadın olursam seyircime geçemem, bunu ben de yadırgarım zaten. Ne kilo verme derdim oldu, ne aman çok şık giyinmem lazım dedim. Bazen kes ayakkabılarla, babetlerle çıkacağım. Çünkü artık bunları aşmamız gerekiyor. Doğal olmamız gerekiyor. Ben ona inananlardanım. Seyirci orada “Melek Baykal bugün ne giymiş, hangi ayakkabıyı giymişe bakmasın benim ağzımdan çıkanı dinlesin istiyorum.

Siz İstanbullu mu, Ankaralı mısınız?

O hep yanlış biliniyor. Benim 7 ceddim İstanbullu. Ankaralı olma nedenim, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü kazanmam. Ankara serüvenim öyle başladı.

Ankara’da da evlendiniz...

Mezun oldum, Devlet Tiyatroları’na stajyer oyuncu olarak başladığım sene Zafer Ergin’i tanıdım, evlendim ve Ankara’da kaldım.

Ve 19 yaşındaymışsınız... 19 yaşında evlenen biri tutkuludur mutlaka. Öyle misiniz?

Çok özel oldu bu... Aslında her insan biraz tutkulu olmak durumunda değil midir? Hepimizin biraz tutkulu olması gerekiyor galiba. Evet, tutkulu şeyler yaşadım, bitti, şimdi tek tutkum şu stüdyo.

Aşk defterini kapattınız mı?

Evet. Hani diyorum ya, ben pek çok işi bir arada götüremem diye. Burası şimdi benim tutkum ya, ben hayatıma birini sokamam artık. Dağılırım yoksa. Şimdi artık bu işle yatar bu işle kalkarım. Öyle de bir huyum var...

Alıntı:posta

Hiç yorum yok: