10 Mart 2012 Cumartesi

'Alaylı oyuncu takdire layık'


Aslında onu yıllar önce katıldığı güzellik yarışmasında aldığı dereceyle tanıdık. Ama Ebru Cündübeyoğlu sadece güzelliği ile değil, oyunculuğuyla da adını duyurdu

Eski dizilerinin tekrarları sayesinde hemen her kanalda karşımıza çıkan Ebru Cündübeyoğlu özellikle sitcom’ların aranılan ismi. Kendisi bunu “Sitcom denince akla ben geliyorum” diyerek doğruluyor ve gülümsemeyi de gülümsetmeyi de çok sevdiğini belirtiyor.

Şu anda ‘Avrupa Avrupa’ dizisindesiniz. Sizin için ‘sitcom kadını’ diyebilir miyiz?

(Gülüyor) Evet, sitcom denince akla ben geliyorum. Hatta sitcom’un ilk beş isminde hatırlanmak çok güzel. Herkes beni gülümseyerek hatırlıyor. Gülmeyi ve güldürmeyi çok sevdiğim için bu durum beni mutlu ediyor. Ama serde oyunculuk olduğu için her rolü de oynamak istiyorsunuz. Bu nedenle, arada dramaları da ihmal etmemeye çalışıyorum. Bir oyuncu için en önemlisi, hepsini oynayabilmek. Ama en çok tarzıma yakın olan, gülmek ve güldürmek.

Oyunculukta, kendiniz gibisiniz.

Oynadığınız yapımların seyredilmeme şansı, çok düşük. İşte bu yorum çok hoşuma gitti. Ne mutlu bana. Bu, yaptığım seçimlerle de ilgili biraz. Gelen tüm rolleri seçiyorum. Özellikle sitcom’daki rolümün güldürmesini istiyorum. Çünkü içten ve samimi olmak, çalışılacak birşey değil. Bunu gerçekleştireyim derken abartabilirsiniz. Komedi, abartılmaya çok müsait. Ben hep doğal ve sahici olmaya çalışıyorum.

‘Avrupa Avrupa’daki Gülbahar rolünü İpek Tuzcuoğlu’nun diziden ayrılmasıyla aldınız. Karaktere ve sete adapte sorunu yaşadınız mı?

İpek Tuzcuoğlu’nun rolünü almış olabilirim ama karakterini devralmadım. Rolü teklif ettikleri için kabul ettim. Bana “Gülbahar rolünü senin oynamanı istiyoruz ama bu karakteri kendine göre sıfırdan yaratmanı da istiyoruz” dediler. Ben de sıfırdan bir Gülbahar yaratıp ekibe dahil oldum. Her oyuncunun bir enstrüman olduğunu düşünüyorum. Hepsinin kendine göre bir sesi var. Yani beste aynı olsa da tını farklıdır.

Tiyatro oyunu var mı bu aralar?

Tiyatroda teneffüse çıktım. Çok uzun zamandır tiyatro yapıyorum aslında. Bir dönem iki oyunu aynı anda oynadığım oldu. Bu durum yordu. Sahneyi biraz özlesem iyi olur. İlerde mutlaka tiyatro yapacağım, aksi söz konusu olamaz. Şu an tiyatro yapmak gibi bir kararım yok ama bu niyetimden beni vazgeçirecek bir oyun da gelmedi.

Mektepli değil, alaylı oyuncusunuz ama yıllardır ayaktasınız. Bunun sebebi nedir?

Evet, konservatuvar eğitimi almadım. Ama eğitim almadığı halde duayen olmuş oyuncularımız var. O nedenle kendimi bu alanda tek hissetmiyorum. Ve konservatuvar eğitiminin çok da önemli olduğunu düşünmüyorum. Bence alaylı olmak daha zor. Sıfırdan başladığınız için daha çok çaba ve emek vermeniz gerekiyor. Herşeyi kendiniz öğrenmek zorundasınız. O yüzden alaylı olmak, çok daha fazla saygı gösterilmesi gereken bir şey.

Oyunculuğa başladığınızda çok zorlandığınız anlar oldu mu?

Olmadı. Ya da çok severek yaptığım için zorlandığımı hissetmedim. Aşkla oyunculuk yapmak istedim, severek diksiyon dersleri aldım. Oyunculuk külfet gibi gelmedi.

Çok çalışkan gibisiniz. Öyle mi?

Hayır. Hayatıma yayılmış bir çalışkanlık durumu söz konusu değil. Ama ne görev ve sorumluluk verildiyse onu en iyi şekilde yapmak isterim. İşimi yürekten yaparım, laf olsun diye değil. Yemek yaparken bile böyledir

Laf açılmışken... Yemekleri kendiniz mi yapıyorsunuz?

Bu koşuşturmada ben yapmıyorum. Ama sırf yemek olsun diye iki dakikada öylesine bir şeyler çıkarmam, her zaman özenirim. Evime de özenirim.

Evlilik ve annelik nasıl gidiyor?

İyi gidiyor. Hayatın getirdikleri nasılsa öyle yaşıyoruz, herkes gibi. Tabii bu meslekte anne olmak belki biraz daha zor. Elimden geldiği kadar annelik yapmaya çalışıyorum.

Kızınız kaç yaşında?

6 yaş 4 aylık. Kızım Duru 5 yaşına kadar benden ayrılmayı istemiyordu. Tiyatro yaparken turneler nedeniyle hep ayrı kalıyorduk. Yola çıkmadan, minik matruşka kadınımızı ikiye ayırırdık, üstü bende kalırdı, altı onda... Ben dönünce matruşkayı birleştirirdik. Bu, Duru için oyun gibiydi. Annenin geleceğine inanıyordu.

‘Öpüşmem, sevişmem’ demek denizdeki balığa tava kurmak’

Ev işiyle aranız nasıl?

Evle ilgilenmeyi çok seviyorum. Dekorasyondan hoşlanıyorum. Evime bir şeyler almaya bayılırım. Evimi, zevkimi benden iyi bilen olacağına inanmadığım için iç mimarlık mesleğini anlamıyorum. Başkasının zevki benim evime nasıl uyarlanabilir ki?

Sinema filminde oynamayı hiç düşünmediniz mi?

Hiç teklif almadım (gülüşmeler). Hayır, abartıyorum tabii. Geldi de gönlüme göre olmadı, kaale almadım. O sinema filmini bekleyeceğim. Oyunculuğumda önyargılarım da yoktur.

Önyargılar derken?

Öyle “Dizide oynamam, tiyatro yaparım, yok öpüşmem, yok sevişmem” gibi kurallarım yoktur. Bunun son derece saçma ve durduk yere kendini kısıtlayıcı bir şey olduğunu düşünüyorum. “Asla öpüşme sahnelerinde oynamam” ne demek? Bana böyle bir sahnenin yer aldığı bir teklif gelmeden niye böyle bir yasak koyayım kendime? Önce böyle bir teklif gelsin, okuduktan sonra ister miyim diye düşüneyim... Hiçbir şey yaşamadan konulan kurallardan hoşlanmıyorum. Bence bu ‘denizdeki balığa tava kurmak’ gibi bir şey.

Televizyon izler misiniz? En sevdiğiniz dizi hangisi?

Birçok diziyi izlerim. Üstelik, arkadaşım da oynasa eleştirel gözle bakmadan, halktan biri gibi amatörce izlerim. Kendimi de seyirci kıvamında seyrederim. Çok komik bir anım var bununla ilgili: ‘Kalbim Seni Seçti’ dizisinde kendi ağlama sahnemi izlerken ağladığımı hatırlıyorum. Anlatsam kimse inanmaz. Ama seyrederken kaptırıyorum kendimi işte.

‘Plazma bulundu, mertlik bozuldu’

Hep zayıfsınız. Tipiniz mi böyle?

“Yiyorum, yiyorum, kilo almıyorum” diyen sinir bozucu ve şanslı insanlardan değilim. Yersem gayet güzel kilo alırım. Yemeği de seven bir insanım. Hayatım boyunca diyet derdim olmadı ama ekran önünde olduğum için arada bir diyetisyenime gidiyorum. Şunu söyleyebilirim ki plazmalar bulundu, mertlik bozuldu. Acayip sıska olmak istemiyorum ama ekranda zayıf gözükmem için de öyle olması gerekiyor. Plazmalar şişman gösteriyor.

Spor yapıyor musunuz?

5-6 yıldır, belli aralıklarda yoga yapıyorum. Ama onda da çok disiplinli ve düzenli değilim. Bakıyorum; kambur durmaya ve koltukta kaymaya başlamışım, yogaya dönüyorum.

Makyajınızla, saçınızla hep aynısınız. Değişimi sevmiyorsunuz sanki.

Sevdiğim bazı şeyler var. Mesela uzun saçı seviyorum. Kendime yakıştırdığım şeyler var. Belli kilomu senelerdir korumaya çalışıyorum. Onun dışında arada bir saçımın rengini değiştiriyorum ama kızıl ve karamel arasında sınırlıyorum.

Makyajınızı kendiniz mi yapıyorsunuz?

Makyajımı yıllardır ben yapıyorum. Bunu çoğu makyöz bilir. Çünkü neyin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok. Role göre yüzümde hangi noktayı vurgulamak istediğimi çok iyi bilirim.

Alıntı:Posta

Hiç yorum yok: