19 Temmuz 2012 Perşembe

Kenan'ı sevmemek imkansız

Dizilerin en sevilen jönlerinden Kenan İmirzalıoğlu, yeni sezonda başlayacak dizisi ve vizyona girecek yeni sinema filmi öncesi, InStyle dergisinin sorularını yanıtladı

Şu sıralar ruh halinizi nasıl tanımlarsınız?     

- Yeni bir sinema filmi bitirdim; onun vermiş olduğu bir huzur var. Diğer taraftan sezonda yeni diziye başlayacağım, onun tedirginlikleri olacak ama şu an için huzurlu, sakin ve mutluyum.

Bugüne kadar pek çok karaktere hayat verdiniz, her defasında o rolün üzerinize yapışacağı konuşuldu ama siz hep şaşırtmayı başardınız. Bu sizi nasıl etkiledi?

- Oyunculuk bir yolculuk ve bir sonu yok. Şimdiye kadar altı sinema filminde başrol karakterlere hayat verdim. Baktığınız zaman hiç fena bir kariyer sayılmaz ama daha gidecek çok yolumun olduğunu düşünüyorum. Açıkçası bir taraftan da insanların her defasında böyle düşünmeleri beni memnun ediyor çünkü her oynadığım karakterin üzerime yapışacağını düşünmeleri canlandırdığım karakterin inandırıcı bulunması demektir.

Belki de bu, şundan kaynaklanıyordur; fiziki olarak sert bir mizacınız var ama genelde projenin ilerleyen kısmında hep o sert adamın romantik bir yanını da görüyoruz...

- Öyle bir soruyorsunuz ki sanki son projemi yapıp bu işlerden elimi eteğimi çekecekmişim gibi hissettim (gülüyor). Kariyerim sona ermedi, elbet insanları ilk elden şaşırtacağımız günler de gelir. Neticede profesyonel baktığınızda bu biraz da cast işi, bana hangi rolün uyacağını iyi bilen insanlarla çalışıyorum.

OYUNCULAR EĞİTİMCİ YA DA MİSYONER DEĞİL

Çok hoşsohbet birisiniz, bu size işiniz dışındaki günlük hayatınızda avantaj sağlıyor mu?

- Ben kamera önündeki insanların topluma örnek olması zorunluluğuna karşıyım. Sonuçta oyuncular eğitim görevlisi ya da misyoner değiller, en fazla ortaya koydukları sanatsal işler genç bireylere ilham kaynağı olabilir. Bir oyuncunun özgür olması ve kendini diğer sanat alanlarıyla da beslemesi gerekir. Benim halktan kopmam mümkün değil, uzaklaşırsam, canlandırdığım karakterler plastikleşir, ben ben olmaktan çıkarım. Üzerimize yüklenmeye çalışılan bu baskıya karşıyım ve biliyorum ki bu baskıcı düşüncenin mimarı halk değil.

O halde sosyal biri olduğunuzu söyleyebilir miyiz?

- Zaman zaman asosyalleştiğimi hissediyorum açıkçası çünkü hakikaten kafa dinlemek istediğimde gideceğim yer, ilk akla gelen sahil olamıyor maalesef. Aslında insanlarla konuşmaktan çok, insanlarla işinizle ilgili konuşmak yoruyor. Mühendislik yapıyor olsanız herkes kolay kolay işiniz hakkında yorum yapamaz ama nedense oyunculuk, spor gibi konularda herkesin bir fikri, bir yorumu oluyor.
Alıntı:Posta
Gönderen:PURO

Hiç yorum yok: